
Gelir Vergisi Kanun’unda yapılan değişiklik ile 01.01.2018 tarihinden itibaren hayatımıza giren “vergiye uyumlu mükelleflere sağlanan %5 indirim” hakkı; ilgili yıla ilişkin kurumlar ve gelir vergisi beyannamelerinin verilme anında belirli şartları sağlayan mükelleflere tanınmaktadır.
Bu yıl da gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinin verildiği anda aşağıdaki şartları sağlayan mükellefler 2019 yılı içinde 1.200.000 TL’yi geçmeyecek şekilde bu indirimden yararlanabilecektir;
- İndirimin kullanılacağı beyannamenin ait olduğu yıla ve bu yıldan önceki sona iki yıla ilişkin beyannamelerin zamanında verilmiş olması
- Bu beyannameler üzerinden hesaplanan vergilerin süresinde ödenmiş olması
- Yine yukarıda belirtilen son 3 yıl içerisinde mükellef adına beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması
- Tarhiyat yapılmış olsa dahi , yargı kararlarıyla veya 213 sayılı Vergi Usul Kanununun uzlaşma ya da düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmış olması
- İndirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla vergi aslı (vergi cezaları dâhil) 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması
Buraya kadar konu gayet açık; yukarıdaki şartları sağladıysanız indirimden yararlanırsınız; sağlamadıysanız yararlanamazsınız.
Peki ya bu şartlar beyanname verilme anında sağlanmışken, sonradan bozulur ise? Nasıl olur demeyin. Çok da düşük bir olasılık değil bu şartların sonradan bozulması.
Şartların hangi durumlarda bozulmuş sayılacağı ve bu durumlardaki uygulamaya 301 seri no’lu Gelir Vergisi Genel Tebliğ’inde yer verilmekte.
Örneğin vergi indiriminden yararlanan mükellefin beyana dayalı vergi yükümlülüklerine ilişkin taksit ödemelerini yerine getirmemesi veya gecikmeli olarak yerine getirmesi durumunda yandı gülüm keten helva. Daha önce indirim uygulaması kapsamında ödenmeyen verginin vergi ziyaı cezası olmaksızın ödenmesi söz konusu; vergi ziyaı cezası olmaması gecikme zammı olmayacağı anlamına gelmemekte tabiki.
Diğer bir örnek; vergi indiriminden yararlandıktan sonra, ilgili yıl ve bundan önceki iki yıla ilişkin beyanların gerçek durumu yansıtmadığının tespiti durumunda yapılacak tarhiyatların kesinleşmesi durumunda da daha önce kullanılmış olan vergi indirim hakkı kaybedilecektir.
2018 yılı kazancına ilişkin vergi üzerinden 250.000 TL vergi indirimi kullanan bir mükellefin 2016 yılı KDV beyanlarından birinde 5.000 TL eksik beyan ve ödeme yaptığının 2020 yılında tespiti ve bu durumun kesinleşmesi halinde, daha önce kullanılmış olan 250.000 TL’nin de tamamı kaybedilecektir. Diğer bir ifade ile yapılan 5.000 TL lik tarhiyatın mükellefe maliyeti gecikme zammı hariç 255.000 TL ye çıkacaktır. Küçük hataların önemli bir avantajı ortadan kaldırması yasal düzenleme gereği olsa da, pek de ölçülü gözükmemektedir.
Kimi zaman küçük tutarları dava aşamasına götürmeyip uzlaşma sürecinde anlaşmaya varan mükellefler, muhtemelen bu durumda aynı yaklaşımı göstermeyip, tüm yasal süreçleri kullanarak tarhiyatı tamamen temizlemeye uğraşacaktır.
Bu tip olumsuzlukları ortadan kaldırabilmek için, indirim hakkı kullanıldıktan sonra yapılan tarhiyatlarda sadece tarhiyat tutarı kadar vergi indirimi hakkının kaybolması şeklinde ilave bir düzenleme süreci daha mükellef dostu hale getirebilir. Mevcut düzenleme kapsamında ise indirim uygulamasının sağladığı avantajı kesin bir kazanım olarak görebilmek için zamanaşımı sürelerinin dolmasını beklemek basiretli tacirler için en uygun yaklaşım olacak gibi gözüküyor.