
Şirket satışları son dönemlerde hızla yaygınlaşmış ve iş yaşamının doğal bir parçası haline gelmiştir. Ekonomideki dalgalanmaların yoğun olduğu bu dönemde bu trendin hız kesmesi pek de beklenmemektedir. Biz bu yazımızda gerçek kişilerin sahip olduğu sermaye paylarını elden çıkarırken dikkat etmeleri gereken hususları gelir vergisi açıdan ele alacağız.
Vergi uygulamaları açısından bakıldığında; şirket’in nev’i, sermaye paylarını temsil eden hisse senedinin basılı olup olmadığı, hisse senetlerinin ne kadar süredir elde bulundurulduğu ve bu sürenin başlangıç tarihinin ne şekilde belirlenmesi gerektiği dikkate alınması gereken hususlardan sadece bazılarıdır.
Esasen değer artış kazancı çerçevesinde anonim veya limited şirket “pay”larının elden çıkartılması bir fark göstermemekte ve gelir vergisinin kapsamına girmektedir. Ancak iktisap tarihinden itibaren iki yıl süre ile elde tutulan “hisse senet”lerinin satışından elde edilecek kazançlar için gelir vergisi hesaplanmamaktadır.
Hisse senedi yerine geçen “ilmühaber”in çıkarılmış olması ya da “hisse senedi”nin bastırılmış olması durumunda bu şartın sağlandığı ispatlanabilmekte ve vergi avantajından yararlanılması mümkün olmaktadır.
Limited şirket pay devirlerinin tescile tabi olması nedeniyle menkul kıymet anlamında “hisse senedi” sadece anonim şirketler için uygulama alanı bulmaktadır ve bu konu özelinde anonim şirketler vergi avantajları açısından tercih edilir bir konuma geçebilmektedir.
Burada altını tekrardan çizmek istediğimiz önemli nokta ise vergisel avantajdan yararlanabilmek için sermaye paylarının değil, payları temsil eden hisse senetlerinin veya ilmühaberlerin iki yıl süre ile elde tutulmuş olması şartıdır. Bu açıdan bakıldığında Şirket’e ne zaman ortak olunduğundan ziyade ortaklık payını temsil eden hisse senedi veya ilmuhaberlerin ne zamandan beri elde tutulduğu kritik önemi haizdir ve bu sürelere ilişkin ispat yükümlülüğünün de mükellefte olduğunu unutmamak gerekmektedir.
Hisse senetlerine ve ilmühaberlere ilişkin hususları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu belirlemektedir.
Kanun’un 486’ncı maddesine göre “paylar” hamiline yazılı ise yönetim kurulu, pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde pay senetlerini bastırıp pay sahiplerine dağıtmak zorundadır.
Türk Ticaret Kanunu’nda ilmühabere sadece hamiline yazılı pay senetlerinin çıkarılmasına ilişkin 486’ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer verilmesi, aynı maddenin nama yazılı pay senedi çıkarılmasına ilişkin üçüncü fıkrasında ilmühaberden bahsedilmemesi nedeniyle, nama yazılı pay senetleri karşılığında ilmuhaber çıkarılıp çıkarılamayacağı konusunda ise tereddütler oluşmaktadır.
Konunun önemi ve süregelen tartışmalar göz önünde bulundurulduğunda; pay sahiplerinin kendilerine vergisel avantaj oluşturabilmek veya elde etmiş oldukları avantajlarını koruyabilmek için aşağıdaki hususları kendi şartları dahilinde dikkatlice değerlendirmesi faydalı olabilecektir;
İlmühaber çıkarılmamış veya hisse senetleri bastırılmamış ortaklıklarda;
Paylar hamiline yazılı ise, pay bedelleri tamamen ödeninceye kadar ilmühaber çıkarılmasını, pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde de hisse senetlerinin bastırılıp dağıtılmasını sağlamaları;
Paylar nama yazılı ise, uygulamada yaşanan tereddütler de dikkate alındığında ilmühaber sürecine girmeden doğrudan pay senetlerinin bastırılıp dağıtılmasını sağlamaları;
üzerinde ciddiyetle durulması gereken konulardır.
Geçmiş yıllarda çıkarılmış ilmühaberin bulunduğu durumlarda, ortakların sonradan herhangi bir olumsuzluk yaşamamaları için şirketlerinden hisse senetlerini bastırarak ellerindeki ilmühaberlerle değiştirilmesini talep etmeleri, ancak burada herhangi bir hak kaybına mahal vermemek adına ve pay sahiplerinin hisse senetlerini elde tuttukları süreleri sağlıklı olarak ispatlayabilmeleri için Şirkete resmi kanallar vasıtasıyla yazılı olarak başvuruda bulunarak daha önce edindikleri ilmühaberlerin, hisse senetleri ile değiştirilmesini talep ettiklerini belirtmeleri;
Ayrıca tüm bu işlemlerin usulüne uygun olarak tamamlanması; yönetim kurulu kararlarının alınması, gerekli hallerde tescil ve ilan işlemlerinin gerçekleştirilmesi; ispat yükümlülüğünü yerine getirebilmek ve herhangi bir hak kaybına uğramamak için büyük önem arz etmektedir.
Konunun bir de limited şirket paylarının devri boyutundaki uygulamaları var, ancak bu konuya ileriki yazılarımızda değinmeye çalışacağız.